Sapa

Gezinin başı; Ninh Binh

9.11.2017

Gecenin karanlığında otobüs bizi çamur bir yolun ortasına bıraktı… etrafta küçük binalar hepsi karanlık yoldan geçen yok .. hava buz gibi donuyoruz.. bavulum çamura düştü.. ayaklarım çamur içinde… biz neredeyizzz

Biraz ileride ışıklı bir yer gördük oraya doğru yürüdük üzerinde cafe yazıyor içeri girdik ve biraz soluklandık… barın arkasında duran genç İngilizce biliyor otelimize gitmek için taksi nereden bulabileceğimizi sorabildik..meğerse taksiler bu yola giremiyormuş yolun ilerisinde bir yeri gösterdi orada taksi varmış.. gene çantaları toplayıp çamurlu ve karanlık yolda taksi bulmak için yürümeye başladık… bundan sonrası kolay geçti.. ve otele ulaşıp odamıza kavuştuk ve tabii hemen uyuduk..

sabah kalkıp doğrudan otelin terasına çıktık… ve şok şok.. muhteşem inanılmaz bir manzara ve bu görüntüyü bozan inanılmaz bir yapılaşma.. kule gibi göğe yükselmiş kalitesiz inşatlar birbirinin arkasına sıralanmış.. inanamadık nasıl izin vermişler böyle bir şeye?  daha sonradan öğrendik bundan 2 sene önce burada hiç yüksek yapı yokmuş sonradan izin çıkınca herkes inşaata başlamış. arada eski ahşap binaları görüp eski halini hayal etmeye çalışmaktan başka yapacak bir şey yok. Çirkinlikleri görmemeye çalışarak sabahın serin havasında manzarayı seyrettik.

Bu fotoğrafta sağdaki soldaki çirkin inşaatların kareye girmemesi için çok uğraştık;)

Sapa Vietnam’ın kuzeyinde Çin sınırına yakın Hoang Lien Son sıradağlarının arasında küçük bir kasaba. Bu bölgede beş etnik grup yaşıyor. Hepsi kendi köylerinde kendi özel giysileri ile günlük hayatlarını sürdürüyor. Henüz globalleşme buraya ulaşmamış, hala kendi kültür ve yaşam biçimlerini sürdürüyorlar.  Ayrıca bu bölgede dağların eteklerindeki pirinç tarlaları çok etkileyici..

Bizde bir an önce etrafı keşfetmek üzere motosiklet kiralayıp yola çıkmak istiyoruz. Planımız  etraftaki köyleri,pirinç tarlalarını ve dağların arasındaki şelaleleri görmek. Öğleden sonra ise Ta Phin köyüne gideceğiz.

Kahvaltını  ardından otelden çıkar çıkmaz bizi şehrin karmaşası karşılıyor. Çeşitli etnik kıyafetler içinde insanlar, motorlar arabalar..

Kalabalık bir trafikte şehirden çıkınca dağların güzelliğini seyrede seyrede gidiyoruz. yollar bozuk ama motosikletle olunca kurtarıyor.

İlk durak Famsipan teleferiği. Çok şık bir istasyon dan kalkan teleferik 2016 da açılmış çok şık bir istasyon kendimi Amerika da zannettim. Teleferik insanları Çinhindi’nin ve Vietnamın en yüksek dağının  tepesine taşıyor. Teleferikten önce aynı noktaya ulaşmak 3-4 günlük  bir tırmanışı gerektiriyormuş.

Ayrıca istasyon kompleksinin hemen yanında güzel bir pagoda var.

Hava iyice kapadı bulutlar çoğaldı  bu durumda teleferik ile çıksak hiç bir şey göremiyeceğiz ..bizde teleferikten  vazgeçip dağlara doğru yolumuza devam ettik.

Yol kenarında satıcılar çok renkli

Tavuklarını motosikletle taşıyan adam çok ilgimizi çekti

ve tabii ki dağların eteklerindeki set set pirinç tarlaları.. unutulmaz görüntüler..

Khu du lịch Thác Bạc (Silver Waterfall )’a vardığımızda yağmurlu hava bizi iyice zorlamaya başladı ..şakır şakır yağmaya başladı birde sis basınca geri dönmek zorunda kaldık. Neyse görmek istediğimiz bir çok yeri görmüş olduk.

Dönüşte okadar çok ıslandık ve üşüdükki bir otele girip beklemel zorunda kaldık. Biraz kuruyup birazda ısındık ve hava biraz düzelince yola çıktık şimdi yolumuz Ta Phin köyüne.

Hava hala kötü arada yağıyor arada duruyor ama motosiklet üzerinde biraz sevimsiz.

Ama yol boyunca manzralar o kadar güzelki ne soğuk nede yağmur insanı zorluyor.

Yolda etrafı seyretmek için durduğumuz bir noktada yaşlı bir kadın yanımıza gelip para istedi biraz para verdik ama daha fazla istiyor ne yapsak kurtulamadık kadından … sonunda motora binip kaçtık…

Köyüne asfalt yoldan sonra dik ve uzun bir toprak yoldan gidiliyor.  Yol yağmurdan vıcık vıcık çamur olmuş. Bizim motosiklet çıkmadı bu çamurlu yokuşu. Ve bize gene geri dönmek düştü. Yağmur dursun artık diye dua ediyoruz..

Köylere gidemeyince bu gün SaPa nın içini gezip sıcak birşeyler yemek üzere şehre geri dönüyoruz.

İlk iş pazar yerini ziyaret. Her gittiğimiz yerdin pazarını gezmek çok keyif aldığımız bir şey. Hem lokal ürünleri görmek hemde bölgenin insanına yakın olmak için en ideal yer  pazar yerleri

yağmura rağmen pazar renkliliğini koruyor.

Karnımız da acıktı sokak satıcılarından gelen kokular güzel gelse de benim içi uygun değil. Vietnam seyahati boyunca sıkça rastladığımız bu mangalda et işportacıları ucuz ve çabuk doymak için çok iyi. Ama et sevmeyen benim gibiler için biraz fazla geliyor. Ayrıca hijyen açısından da çok iyi gözükmedi. Hijyen konusunda çokta titiz değilim oysa.

Onun yerine yakında bulduğumuz küçük bir lokantada güzel bir pho içmek daha güzel geldi. Saatlerdir soğuk ve ıslak olunca kuru ve sıcak bir yerde biraz vakit geçirmek keyifli oldu. Etrafta bizim gibi turistler olunca biraz sohbet ve tecrübe alışverişi derken vakit geçivermiş Sapa bizi bekliyor.

Lokal giysileri içerisindeki insanlar şehrin rengi

Sapa şehrinin bence en etkileyi kısmı ortasındaki göl. Şehrin güzeliği gölde yansıyor.

Şehrin en hareketli yeri ise mağaza ve lokantaların sıralandığı ana caddesi. Burada Çin sınırına yakın olduğumuzu hatırlatan binalar ve Sapa’da olduğumuzu söyleyen lokal kıyafetleri içerisindeki halk büyülü bir ortam yaratıyor. 

Motosiklet gürültüleri arasında yürürken rastladığımız birkaç turist olmasa  nereden geldiğimizi unutacağız.

Lokal kıyafetler içerisindei satıcılar ise ortamın büyüsünü güçlendiriyor.

Yorgunluk bastı ve acıktık ta. Keyifli bir yemek yedik biraz daha sokaklarda dolaşıp otele döndük. Soğuk ve ıslak yorucu ama keyifli bir günü bitirdik. Yarın yeni bir macera..

10.11.2017

Bu gün Catcat köyüne gidiyoruz.

Catcat köyü Muong Hoa vadisinde , Sapa dan 3 km uzakta. Köy H’Mong lar tarafından 19. yüzyılda kurulmuş. H’Mong köylüleri burada pirinç ve mısır yetiştiriyor ve dokumacılık yapıyorlar.

Bu gün hava güzel..seviniyoruz çünkü bu gün uzun bir yürüyüş günü.  Otelden çıkıp köye doğru olan 1 saatlik yürüyüşe başlıyoruz..Yokuş aşağı iniyoruz kolay ve keyifli bir yürüyüş. Manzara nefes kesici Karşımızda Hindiçin’in en yüksek dağ Fansipan  aşağımızda CatCat köyü ve pirinç tarlaları 

Hava hala huysuzluk yapıyor, Fansipa’ın tepesini bulutlar kaplamış gözükmüyor.

Köye yaklaştıkça sağlı sollu dükkanlar H’Mong’ların geleneksel kıyafetlerini satıyorlar.

Ve etrafta turist kızlar bu kıyafetleri giymiş  geziyorlar. Güzel manzaraya bir güzellik daha katıyorlar. Nedense hepsi bu kıyafetleri giymiş..acaba bu kıyafetleri giymeyeni köye sokmuyorlar mı diye kafamdan geçmedi değil.

Köyün girişinde yaklaşık 1 usd tutarında bir giriş ücretini ödeyip haritamızı alıp yola devam ediyoruz. Ödediğimiz bu ücret köy halkına veriliyor. Köyün içinde dahada dikleşen yol basamaklı ve sağda solda artık köylülerin el emeği ürünler satılıyor.

Aşağıya indikçe şelalenin sesi çoğalıyor. Ve tamamen aşağıya indiğimizde şelaleyi görüyoruz

diğer tarftada bambudan yapılmış su değirmenleri.

Biraz ilerlediğimizde şelalenin sesine güzel bir müzik sesi karışıyor.  Biraz daha ilerleyince küçük bir yapının içinde sahnede yerel müzik ve danslar sergileniyor.  Tamamen turistik ama keyifle bir süre seyrettik.

Bu köyde dokunan kumaşlar ağırlıkla mavi boyayı elleri ile hazırlıyorlar..bu şahane dokumalar için köyün kadınlarının çoğunun elleri mavi.

Ardından köylülerin el sanatlarının tanıtıldığı bir alanda yerel kültürü biraz daha tanıyoruz.

Daha sonra köyün dar sokaklarında gezerken gördüğümüz yemek satanlardan bir şeyler atıştırıp gezmeye devam.

Köyde bazı evleri turistlere açmışlar evlerin içine girilebiliyor.

Catcat köyü çok değişik çok renkli ama bir o kadarda turistik. Ama buralarda bizim gibi birkaç gün geçirecekler için  kültürü tanımanın iyi bir yolu. 

Keyifle gezdik ama  sonuna gelirken indiğimiz yolu nasıl çıkacağız diye dertlenmeye başladım. Ama süprizzz köyün çıkışında motosikletler taksi olarak ücret karşılığı isteyeni yukarı Sapa’ya taşıyorlar. Yaşasın tırmanmaktan kurtulduk. Hemen motorcularla fiyat konuşup pazarlığı yapıp atladık birer motosikletlinin arkasına ve kolayca yukarı çıktık.

Ta Phin

Dünkü yağmurdan dolayı motosiklet ile gidemediğimiz Ta Phin köyü şimdiki rotamız.

Otel den ayarladığımız bir taksi ile gideceğiz bu sefer. İyi ki de öyle yapmışız. Taksi ile giderken gördük ki yol gerçekten çok bozuk ve tamamen çamur. Motorla gitmek bizim için imkansız.

Ta Phin Sapa’nın 17 km batısında dağların arasında bir köy. Burada Dao Do halkı yaşıyor. Kendi kültürlerini kaybetmeden bu günlere kadar gelmişler. Geçimlerini pirinç yetiştirmenin yanı sıra işledikleri örtü, çanta vs satarak sağlıyorlar.

Pirinç tarlaları arasından geçere toprak yoldan tırmanıyoruz köye doğru.

Yazık ki buraya kasım ayında pirinç tarlalarının yeşil olmadığı bir zamanada geldik. Bir kaşç ay sonra burala yemyeşil oluyor diye anlattı şöförümüz.

Köye girer girmez ilk düşüncem noel babanın köyünemi geldik oldu. Kırmız eşarpları ile kadınlar la köy çok ilginç gözüküyor.

Dao Do kadınları ince ince işledikleri eşyaları turistlere satıyorlar ve bu onlar için çok iyi bir gelir kaynağı. Bu nedenle köy içerisinde grup grup kadınlar oturmuş hem sohbet ediyor hem işlemelerini yapıyorlar.

Arabamız durur durmaz etrafımızı onlarca kadın sarıyor.

Bir taraftan işlemelerini yaparken bir taraftan a bize hoş geldiniz diyorlar. Ne güzel bir karşılama.

İşin ilginç tarafı hepsi çok güzel İngilizce konuşuyorlar. Vietnam’da genellikle İngilizce konuşmuyorlar konuşsalar da aksanlarından dolayı anlaşmak kolay olmuyordu. Fakat bu kadınlar mükemmel İngilizce konuşuyor. Nedenini ise bir türlü anlayamadık. Herhalde gelen turistlerden öğrenmişlerdir .

Araba dan indiğimizde etrafımızı saran bu kırmızı başlıklı kızlar ile birlikte köyü gezmeye başladık. Hepsi bir taraftan ellerindeki işlemeleri bize satmaya çalışırken bir taraftan da bize köyü tanıtıyorlar.

Esas yerleşim yeri biraz daha ileride oraya doğru yürümeye başladık.

Kırmızı başlıklı kızlar bize eşlik ediyor.

Karşıkı tepeye yaklaştıkça yol dikleşiyor. Tepeye vardığımızda köy evlerinin arasından ilerlemeye başladık.

Kadınlardan biri bizi evine davet edince memnuniyetle kabul ettik.

Davetli olduğumuz ev
Evin önünde işlemeye devam

Eve girdiğimizde biraz şaşırmadım desem yalan olur. Birinci kat yaşam alanları üst kat ise yattıkları yer. Ahşap masalar ve plastik sandalyeler bir arada.

Ocak ise gene bu yaşam alanında bulunuyor.

İçeri girdikten sonra hemen el işlemeleri açılıyor. Ev sahibi ile birlikte başka kadınlarda var bize satış yapmaya çalışan. Ne yapacağımızı şaşırdık. Ev sahibinden almamız gerektiğini düşünüyorum fakat neye bakacağımı kim ne satıyor serseme döndüm. Sonunda bir ondan bir bundan güzel işlemeli çantalardan alıp kimseyi kırmadan dışarı çıktık.

İşte ev sahibi ve işlediği güzel çanta.

Köy içinde yola devam ediyoruz. Ta Phin köyünde görülmesi gereken yerlerden biride burada bulunan 5 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğindeki bir mağara. Bu mağaraya gitmek için epey bir tırmanmak gerekiyor değer mi bilemiyorum. Mağaralara ilgisi olanlar için ilginç olabilir.

Ta Phin’de köylüler dağlarda bulunan otları toplayıp kurutuyorlar ve bunları bir çok yerde kullanıyorlar ama en önemlisi bu otlarla yıkanıyorlar, sağlık için çok iyi olduğunu soyledikleri bu banyoyu turistlerde yapabiliyor. En az 10 çeşit ot sıcak su dolu ahşaptan yapılmış bir küvete konuyor ve bunu içine giriliyor. Veee keyif…

Bu banyonun bir çok deri hastalığına, romatizmaya, kas ağrısına vs. iyi geldiği söyleniyor.

Ta Phin’e gitmeden önce kesin yaparım dediğim bu banyoyu oraya gidince vazgeçtim. Hava çok soğuk ve banyonun yapılacağı ortamda ısıtılmamış. Dolayısı ile çok cazip gözükmedi gözüme.. hatamı yaptım bilemedim 🙁

Ta Phin başlı başına görülmesi gereken bir yer her yerde başka bir insan manzarası var.

Erkekler etrafta çok az gözüküyor. Daha çok kadınlar ortalıkta. Çocukları ile ilgilenen bir Dao Do erkekeği lokal kıyafetleri içerisinde,

köyden aşağıya indiğimizde dükkanların arasından geçerek geziye devam

etraf o kadar güzelki insan buradan ayrılmak istemiyor. Nereye bakacağımı şaşırdım.

Belki de buraya daha sıcak bir havada gelip köyde birkaç gün kalmak iyi fikir olabilir.

Ta Phin köyünün doğasını ve Dao Do halkının zengin kültürlerini ve benzersizliğini deneyimlemek, Sapa gezimizin en unutulmaz anıları oldu.

Hava kararmadan Sapa’ya dönüyoruz.

Bu akşam yolculuk var. Ama çok duyduğumuz Sapa masajını yaptırmadan dönmeyelim dedik.

Çok mu güzeldi? Tayland’da yaptırdığımızın yanında çok cazip değil ama yorgun bir günün ardından çok iyi geldi.

Akşam geç saatte otobüsümüz var.

Otobüs durağına gittiğimizde bizi kötü bir sürpriz bekliyor. Daha önceden aldığımız Hanoi Sapa – Sapa Hanoi biletimizi gelişini yakmış Ninh Binh’ten direk gelmiştik. Ama bilet geliş gidiş olunca dönüşüde iptal etmişler ve bizim gideceğimiz otobüs dolu yer yok. İşin kötüsü yarın Hanoi’den uçağımız var ve bu otobüse binmezsek o uçağa yetişemeyeceğiz. Burada insanlar gerçekten çok iyi ve yardım sever. Durakta bulunan adam bize yardımcı olmak için deli oldu. Bizim gibi 3 kişi daha var. Sonunda hepimizi birden alıp başka bir otobüs şirketinin otobüsüne bindirdi de bir rahat nefes aldık.

Ve Hanoi’ye doğru yola çıktık

Yarın Hanoi

———————————————————————————————————————–
Gezi Kronolojisi
Asya’nı doğusunda egzotik dört ülke
Vietnam
04.11.2017 HaLongBay
07.11.2017 NinhBinh
09.11.2017 Sapa
11.11.2017Hanoi
Kamboçya
12.11.2017 Siem Reap
13.11.2017 Angkor Wat
Myanmar
15.11.2017 Bagan
17.11.2017İnle Gölü
Tayland
19.11.2017 Puket

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code