Split-Masalsı bir şehir

14.09.2018

Trogir’den yola çıktıktan 1 saat sonra Split’e ulaştık. Split beni çok heyecanlandırıyor. Hırvatistan’da en çok görmek istediğim şehirlerden biri.

Split, Hırvatistan’ın en büyük ikinci şehri. İtalyanca ismi Spalato, her iki isimde kullanılıyor.

Yüksek dağlarla turkuaz deniz arasına yerleşmiş Split, UNESCO Dünya mirası listesinde bulunan ve dünyanın en etkileyici Roma anıtlarından biri olan Diocletian Sarayı‘na ev sahipliği yapıyor.
Bu görkemli yapının yanı sıra şehrin eski duvarları arasına serpiştirilmiş kafe, bar ve restoranları ile her zaman canlı bir şehir. Güzelliği ile Dubrovnik ile yarışan Split etrafındaki muhteşem plajları ile turistleri çekiyor.

Tüm bunlar beni Split’e çekerken birde meşhur yemekleri Pasticada’yı da tatmayı hayal ediyordum. Kuru erik ve domates sosuyla uzun süre pişirilerek hazırlanan bu yemek bölge mutfağının vazgeçilmezi.

Split merkeze yaklaştıkça etraf kalabalıklaşmaya trafik artmaya başladı. Merkeze yürüyüş mesafesinde park yeri aramaya başladık. Fakat mümkün değil yol kenarlarına park edemediğimiz gibi otopark ta yok etrafta. Zar zor karavanı birerlere park ettik ama hiçte sağlam bir yer değil cezaya razıyız da ya çekelerse yada kilitlerlerse…

Bu kaygılarla Split’in sokaklarına adımımızı attık veee… her şeyi unuttuk.
Masalsı bir şehir Spilt.. Dar sokaklar, taş evler ve şehrin her yerinden gözüken çan kulesi….

Hepsi insanı büyülüyor

Yolda gördüğümüz roma askerleri de fazlasıyla turistik olsa da ortama o kadar yakışmış ki..

Split’in sokaklarında iyice kaybolmadan ilk olarak Diocletian Sarayına gitmek istiyoruz. Yolu aramaya haritaya bakmaya gerek yok insanlar akın akın oraya gidiyor. Bizde katıldık bu turist kalabalığına.

Diocletian’s Palace- Diocletian Sarayı


Roma İmparatorluğu tahtından gönüllü olarak vazgeçen İmparator Diocletian, buraya bir sarayı inşa ettirerek 1 Mayıs 305’te emekli olduktan sonra buraya yerleşmiş.

Tüm kompleks yaklaşık 30.000 metrekarelik bir alana kurulmuş. Bugün bu kalıntılar, Split’in kalbinde yer alıyor. Eski kale ve sarayın dar sokaklarında eski binalarda çok sayıda mağaza, kafe, restoran bulunuyor. Bugün Diocletian Sarayının topraklarında yaklaşık 3000 kişi yaşıyor.

Diocletian’s Palace

Gittikçe daralan ve yüksek duvarlarla çevrili sokaklar bizi saraya götürüyor

İmparator Diocletian’ın hayali, güverteden inmeden gemiyle sarayına girmekmiş. Bugün, Diocletian’un sarayının alt katının bir zamanlar suyla kaplı olduğunu ve İmparatorun gemisinin sütunlar arasından yavaşça geçip alt katın tonozlu odaları arasında durduğunu hayal etmek çok zor. Sarayın alt odalarındaki pencerelerin tavana yakın bir yerde bulunması nedeni imparatorun bu hayali.

Zamanla deniz çekilmiş ve sarayın çevresinde bir şehir oluşmuş.

Diocletian’s Palace

Saray gerçekten etkileyici. Dünya Kültür Miras Listesi, UNESCO listesine girmeyi hakketmiş gerçekten. Biz burayı çok kalabalık bir zamanda gezdik ama daha sakin bir zamanda özellikle gün batımından sonra hafif hafif yanan ışıklarla muhteşem olacağını düşünüyorum.
Sarayın mermer zemininde yürüyerek ve o dönemi hayal ederken Saint Domnius katedraline geçtik.

Cathedral of St. Domnius – Aziz Domnius Katedrali

Split’in sekizgen katedrali, ayakta duran ve en iyi korunmuş antik Roma binalarından biridir. MS 311’de Diocletian için bir türbe olarak inşa edilmiş ve İmparator ölünce buraya defnedilmi. Diocletian zalimliğinden çok çeken Hıristiyanlar 5. yüzyılda imparatorun lahitini yıkarak mezarını bir kiliseye dönüştürmüşler.

Binanın dışı hala ayakta kalmış 24 sütun dizisiyle çevrili.

,Romanesk çan kulesi, çok daha sonraları13. ve 16. yüzyıllar arasında inşa edilmiş ama 1908’de yıkılmış ve yeniden inşa edilmiş. Kuleye tırmanım eski şehrin çatılarının manzarasını görmek isteyenler için biletler ayrı satılıyor. Biz malesef bu güzel manzarayı göremedik.

Bu muhteşem sarayı ve katedrali gezdikten sonra aklımıza kötü park ettiğimiz karavan düştü ve fazla oyalanmadan Split rivierasını da görüp karavana geri döndük. Split aslında daha çok zamanı hakkediyor. Pasticada bile yiyemedik :(…. Keşke park konusunu araştırsaydık ama hiç aklıma gelmedi zaten Hırvatistan’ın tamamında böyle bir şey ilk defa başımıza geldi. Belki başka zamana diyerek Split’ten çıkıyoruz.

Split’in hemen arkasındaki dağlarda Klis kalesi kurulmuş orayı da görmeden geçilmez deyip dağlara tırmanmaya başladık.

Klis Kalesi

Klis Kalesi, Split’ten yaklaşık 25 dakika (16 km) uzakta Kozjak ve Mosor dağları arasında stratejik bir konuma kurulmuş bir ortaçağ kalesi. Özellikle Osmanlı ordusuna karşı tüm Dalmaçya’nın savunulmasında önemli bir rol almış.

Kaleye çıktığımızda ilk güzellik Split’in uzaktan görüntüsü..

2014 yılına kadar çok ta ziyaretçisi olmayan kale Game of Thrones serisinin 4. sezonun burada çekilmesinden sonra çok popüler olmuş. Filmde Daenerys Targaryen ve ordusunun köleleri kurtarmak için Meereen’e doğru yürüdüğü sahneye ev sahipliği yapmış kale . Meereen’in sokakları hem Klis Kalesi’nde hem de Split’teki Diocletian Sarayı’nda çekilmiş.

Klis Kalesi ve oradan gözüken manzara karşısında gerçekten de Game of Thrones gözünde canlanıyor insanın

Her yerde fotoğraf çektiren Çinlilerden etkilendik ve bizim de böyle bir fotomuz olsun dedik 🙂

Yorucu bir günün sonunda artık kamping arama vakti geldi sahile inip Dubrovnik istikametin dönüyoruz. Çok yakındaki Stobreç‘te bulunan bir kampinge gitmeyi planlıyoruz. Her zamanki gibi kampinge girmeden bir marketten yemeklik alışverişimizi yapıp kampingi aramaya başladık. Nasıl olduysa sapağı kaçırmışız dönüp duruyoruz. Neyse sonunda kampinge ulaştık fakat bu günkü terslikler devam ediyor. Kamping te yer yok. İçeride iğne atsan yere düşmüyor. Artık sinirler iyice gerildi…. yorgunuz….ama yapacak bir şey yok yola devam. Sahil yolundan 30 dakika daha gittikten sonra Omiş kasabasının girişinde Kamp Galeb’ geldik.
Resepsiyonda uzunca bir kuyruk bekledikten sonra bankonun arkasındaki kız burada da yer olmadığını söyleyince bayılıyordum. Neyse ki sonunda sadece 1 gece kalacağımızı söyleyince bir yer ayarladılar. Böylece biraz dinlendik, denize girdik biraz da bu şirin kasabayı gezdik.

Dağların etiğine yerleşmiş Omiş

Yarın yeni bir ülke yani bir şehir… Mostar/Bosna Hersek biz geliyoruz…..

———————————————————————————————————————————————-

Gezi sırası
14.08.2018 İstanbul- Paris ,  
16.08.2018 Paris,
01.09.2018 Burgonya yemek ve şarap ülkesi
02.09.2018 Burgonaya’nın orta çağdan kalan yüzünü
03.09.2018 Burgonya’da Bağ bozumu
05.09.2018 İsviçre’de küçük bir tur
08.09.2018 İsviçre-İtalya yolu
08.09.2018 Torino
10.09.2018 Verona

11.09.2018 İtalya’dan Hırvatistan’a
13.09.2018 Rovinj – Istra Yatımadası’nın incisi
13.09.2018 Zadar-Doğanın sanat yaptığı şehir
14.09.2018 Trogir
14.09.2018 Trogir
14.09.2018 Split
15.09.2018 Mostar-Balkanlar’da bir Osmanlı şehri
16.09.2018 Dubrovnik

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code